logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-21-2013
Saat: 18:13

Sesliangara.com | Sesli Sohbet | Sesli Chat

Sesliangara.com Türkiye'nin En Çok Tercih Edilen, Sesli Sohbet, Sesli Chat, Sitesi
Site Map Contacts anasayfa
arkadaslik

Üye Panelİ

Anket

    • How Is My Site?

      View Results

      Loading ... Loading ...
  • Sayaç ve Dost Sİteler

    En güncel sesli sohbet'me siteniz.

    TAKVİM

    Mayıs 2013
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
         
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728293031  

    SON YORUMLAR

    ARŞİVLER

    You are here: Home
    yazarYazar: seslisohbet | tarihTarih: 21 Mayıs 2013 / 0:14

    “Hadi dönme dolabına binelim.” diyerek beni çekiştiren Derek’e eşlik ederek bir kahkaha patlattım. Gecenin 3′ydü ve biz güvenliğin uyumasından yararlanarak lunaparktaki bütün oyuncakları çalıştırmıştık.

    Ve gördüğünüz gibi gitmeyip bu yanımdaki salakla bir maceraya atılmayı seçmiştim. Artık ne Jason ne de Bjön umrumdaydı. Eğer umursamaz olmamı istedilerse,daha beterini alacaklar.

    “Düşüncelerden çık garip kız. Hadi bin artık.” dedi yanına vurarak. Gülerek yanına geçtim ve Derek aldığı kumandadan başlata bastı. Yavaş yavaş yükselirken Derek’in çocuk gibi gülen yüzüne baktım.

    “Eğleniyor musun?” dedi bana dikkatle bakarak.

    “Çok. Sen?” dedim gülerek.
    “Bende. Seninle olduğum her zaman nedensiz bir şekilde eğleniyorum zaten.” dediğinde kaşlarımı kaldırdım.

    Gülmekle yetindi ve aşağı baktı. Manzara gerçekten nefes kesiciydi. Kim bilebilirdi ki metalden bir yerin bu kadar güzel görünebileceği.

    “Hey siz! Ne işiniz var orada?!” aşağıdan gelen bağırmayla ikimizde korkarak o tarafa baktık. Güvenlik görevlisi uyanmış gözlerinden burdan bile görebileceğimiz bir ateş çıkarak bize bakıyordu.
    “Ups. Galiba yakalandık.” dedim korkarak.
    Derek kocaman gözleriyle bana bakıp kumandadan inme tuşuna bastı. Sonrada kulağıma doğru eğilerek fısıldadı.
    “Ben durdurduğum anda diğer taraftan fırlamanı istiyorum. Hiç bekleme fırla.” dediğinde onaylar anlamda kafamı salladım ve inmeyi bekledim. Adamın küfürlerini yanımdan duyduğum anda Derek’te durdurdu. Ve ben de direk diğer taraftan atladım. Derek’in peşimden geldiğini hissedince iyice hızlandım.
    “Sizi şikayet edeceğim! Gerizekalı gençler!” diye bağıran güvenliğe sadece kahkaha attım. Derek’in de güldüğünü duyunca omzumun üstünden ona baktım. Lunaparktan baya uzaklaşınca nefes nefese durdum ve Derek’e baktım.
    “Biz kesinlikle manyağız.” dedim gülerek. Beni onayladı ve duvara yaslandı.
    “Bunu hep yapmalıyız. Koşmak iyi geliyor.” dediğinde bu sefer ben onu onayladım. İkimizde düzenli nefes almaya başladığımız da yavaş yavaş taksi bulmak için yürümeye başladık.
    Caddeye çıktığımızda bir anda Derek’in kolunu omzumda hissettim. Hareketine anlam veremeyerek şaşkın bir şekilde yüzüne baktım.
    “Çok garip bir kızsın Jed.” dedi beni incelerken. Sanki öyle baksa nasıl biri olduğumu anlayacak gibiydi.
    “Öyleyim.” dediğimde elini yanağımda gezdirdi.
    “Sanki seni çok yaralamışlar,hep ihanet edilmiş gibisin. Kalbin o kadar acımış ki,artık herkese açmıyorsun. Ama ben de bunun üzerinde denk geldiğim için bana da açmayacak olman beni çok üzüyor.”
    Yüzüne dikkatle bakarak tam karşısına geçtim.
    “Kalbimi sana açmamı mı istiyorsun?” dediğimde aramızdaki mesafeyi sıfıra indirecek şekilde bana yaklaştı.
    Burunlarımız neredeyse birbirine değecekken ve nefesini dudaklarımda hissederken o bunlar önemsizmiş gibi gözlerimin içine bakarak konuştu.
    “Kalbinin bana ait olmasını istiyorum.”

    Vay canına! Hiç böyle bir çıkış beklemediğimi şiddetle belirtmek isterim arkadaşlar. Cidden Derek’ten bu çıkışı hiç beklemiyordum.

    “Bu ne demek oluyor yani?” dedim anlama özürlüymüş gibi.

    Biliyorum hepiniz şu anda bana küfrediyorsunuz ama o kadar şok oldum ki konuşamıyorum bile doğru düzgün.

    “Bu demek oluyor ki.” diye başladı sabırla. “Sana çıkma teklifi ediyorum.”

    Yüzündeki çapkın gülümsemeyle bakışlarım konuşurken dışarı çıkan dudaklarına kaydı. Ve sonra yavaş yavaş üzerime eğildi. Dudaklarımız birleşmeden önce kendimi bile şaşırtarak ona cevap verdim.

    “Kabul ediyorum.”

    *

    Derek ile denemeye karar verdiğimden beri içimde anlamlandıramadığım bir mutluluk vardı. Beni her gün o alıyor ve okula birlikte gidiyorduk. Akşamları ise mutlaka eve gelip benimle zaman geçiriyordu. Bu kadar iyi şeyin arasında tabi ki zihnimi kurcalayan şeyler vardı.

    Mesela ben onun hakkında çok şey bilmezken o benim içimi dışımı biliyordu. Can sıkan durumlar;bölüm bla bla bla.

    Patlamış mısırları ona uzatarak yanına oturdum. O filmi başlattığı anda kumandayı elinden alıp tekrar durdurdum.

    “Noldu?” dedi bir mısırı ağzına atarak.
    “Seninle konuşmak daha doğrusu sormak istediğim şeyler var.” Dediğimde kaşlarını atıp elindeki kaseyi sehpanın üstüne koydu ve bana döndü.
    “Sor bakalım.”
    “Ailene ne oldu?” dediğimde gözleri kocaman oldu ve gerginlikle koltuğun üstündeki bacağını yere indirdi.
    “Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.” Dediğinde kaşlarımı çattım.
    “Sen benim hakkımda her şeyi bilirken ben senin hakkında bir şey bilmiyorum. Eğer kız arkadaşınsam,bilmekte hakkım var.” Dediğimde çenesini sıktığını gördüm.
    “Sadece onlar hakkında konuşmak istemiyorum.” Dediğinde uzanıp elini tuttum. Anında gevşediğini hissedince diğer elimi de omzuna koydum.
    “Benden bir şey saklamana gerek yok. Ne olduysa senin suçun değil.”

    Yavaşça bana döndü. Gözlerinin dolu dolu olduğunu görünce bende ağlamak istedim. En zayıf noktalarımdan birisi de düşmanım bile olsa karşımda biri ağladığında dayanamaz,bende ağlardım.

    “Lütfen.” Diye ısrar edince bana tam olarak dönüp ellerimi tuttu. Sanki güç almak istermiş gibi.
    “3 sene önce ben daha buraya gelmeden önce Texas’ta ailemle birlikte yaşıyordum. Çiftliğimiz vardı. Atım vardı,mutlu bir ailem.” Dedi ve derin bir nefes aldı.
    “Ama o yıl bir felaket oldu. Ve ailem bunu benden bildi. Çünkü her zaman ki gibi suç atabilecek,yükten kurtulabilecekleri kişi bendim. 15 temmuzda ailem ve ben kavga ettik ve ben ahıra atımın yanına gittim.

    Gece orda kalmaya karar vermiştim. Gece ben uyurken yanımda getirdiğim gaz lambası düşmüş. Ve yerdeki samanlara alev sıçrayarak bir anda tutuşmuş.

    Ben uyuduğum için fark etmedim. Birisi beni uyandırınca başımda erkek kardeşimi gördüm. Beni uyandırdı ve dışarı sürükledi. Kapının önünü düşen alevli tahtalar kapadığı için kardeşime orda durmasını ve beklemesini söyledim ve kapıyı açmaya çalıştım. Sonunda açınca dışarıya attım kendimi. Annemler panikle dışarıda bekliyorlardı. Kardeşimin nerde olduğunu sorduklarında hemen içeri girdim ama…” derken hıçkırıkları araya girdi.
    O kadar kötüydü ki. Benim bile kalbimi yerinden söküyorlar gibi hissediyordum.

    “Kardeşim alevle sarılı bir tahta kolonun altında yatıyordu. Yanmayı önemsemeyerek onu kurtardığımda hala yaşıyordu ve bana dedi ki ‘senin suçun değildi’. Ve sonra da kollarımda hayatını kaybetti.

    O zamandan beri de ailem beni yanlarında istemiyor. Tek kalan çocuklarına sahip çıkmak yerine onu kendilerinden uzaklaştırdılar. İşte bu da benim hikayem.” Dedi gözlerini silerek.

    Ama yerine yenileri geliyordu.

    Beklemediği bir anda kafasından tutarak onu kendime çektim ve sıkıca sarıldım. O kendini tutamayarak ağlamaya başlayınca bende ona eşlik ettim ve farkındayım şu dünyada ki en garip çifti oluşturduk.

    Bölüm geç geldiği için üzgünüm bir türlü vakit bulamadım. Her neyse okuduğunuz için teşekkürler umarım beğenmişsinizdir sizi seviyorum öpücükleeer

    yazarYazar: seslisohbet | tarihTarih: 20 Mayıs 2013 / 22:15

    Shin ‘in kolları arasında Yoon Su’ nun söyledikleri hafızamda canlanıyordu.
    Gerçekten bırakmaz beni değil mi ? …

    Kollarımı Shin’in boynuna dolayıp sıkıca sarıldım.Beni bırakma der gibi..Onsuz yapamayacağımı ,başaramayacağımı bilmesini ister gibi sarıldım. Shin buna karşılık yüreğime dokunan şu sözleri dile getirdi:

    ”Seni ne olursa olsun bırakmayacağım ,buna burada söz veriyorum He jin. Beni benden alan gözlerine bakarak söz veriyorum ..
    Sonsuzum olacaksın..”

    Tebessümümle cevap verirken ,diğer sürprizi için elimi tutup yön vermişti.Biraz yürüdükten sonra yerde serili olan ziyafet bizi bekliyordu.Okulda bir şeyler yesem de hemen acıkmıştım:

    ”Bir günde bu kadar sürpriz bünyeme fazla gelebilir sevgilim ^^ ”
    ”Seni tamamen elde edene kadar uğraşacağım zaten ^^ ” derken ellerim boğazına sarılmış çoktan sıkmıştım bile.
    ”Seni öldürebilirim biliyorsun değil mi? !!^^ ” gülümseyerek ellerimden tutup öptüğünde :
    ” O eller ölümüm değil kurtarıcım olmalı daima ..” diyerek imalı sözleriyle beni eski halime çevirmeyi başarmıştı.
    ”Ahh , sen çok tehlikelisin !^^ ” ikimizde gülerek hazırlanmış yemeklerden tadıyorduk.
    Güzel bir piknik sayılırdı. Evet ,piknik sayılırdı çünkü bir dahakine gerçeğini yapacağımıza söz vermiştik. Ona ellerimle yemekler hazırlayacaktım. Böyle hazır şeyleri yemektense sevgimi tatması için ona bir fırsat verecektim ^^ Bunu yakın zamanda yapmayı planlıyorduk.O güne kadar bu pikniğimiz de çok güzel geçmeliydi.

    Yemeklerimiz bittikten sonra üzerimize rehavet çökerken Shin yanıma uzanmayı tercih etmişti. Shin ‘in bir başka özelliğini daha görmüştüm bugün. Kimseyi umursamadan dışarıda çimlerin üzerine uzanmayı seviyor..Benim gibi..Ona gülümseyerek bakarken bana gözlerini dikip ”Gelmeyecek misin ?” dedi.Sağ kolunu uzatarak bana ayırdığı yere uzanmamı bekliyordu.
    ”Bunu neden yapacak mışım?”
    ”Çünkü ben öyle istiyorum ” diyerek beni kendine çekti.
    ”Ahh, delisin sen biliyorsun değil mi? hem de tescilli bir deli!”
    ”Şu an sadece yanıma uzansan olmaz mı? ”
    ”Çok konuştuğumu mu ima ediyorsun ?” dedim şaşkın şaşkın bakarak.
    ”Aynen öyle düşünüyorum prensesim. Gelecekteki eşim fazla konuşmamalı ,sonra her gün başım ağrıyabilir ” dedi gülümseyerek.
    ”Haha çok komiksin ” diyerek kafamı onun bulunduğu yönün tersine çevirdim.
    Birden kalkıp burnumun dibine kadar yaklaştı.
    ”Ne ,ne yapıyorsun sen?” kalbimin atışları tekrar hızlanırken ,ani hareketleri beni bir gün hastanelik edecekti..
    ”Şimdi fark ettim de.. Sen gerçekten çok güzelsin..” gözlerimi ayırmadan gözlerine bakıyordum.Kendimi onun çekimine kaptıracakken etrafımızın boş olmadığını hatırlayıp üzerimden hızla attım.
    ”Söylesene He jin ,sana her yaklaştığımda bu sesi duymak zorunda mıyım?”
    Şaşkınlıkla ”Ne sesi? ” dedim.
    ”Kalbin He jin..Her yaklaştığımda daha net duyabiliyorum. Bu her gün biraz daha beni sevdiğini göstermez mi?” dedi ciddi ses tonuyla.
    ”Seni ne kadar sevdiğimi sadece bu göstermez ” dedim aynı ciddiyetle.Bakışları soru sorar edasındayken sözlerime devam ettim :

    ” 1 saniye ” dedim. ”Sana sadece 1 saniyede aşık oldum.Düşünsene her saniye seni ne kadar çok sevdiğimi…” Sözlerim onu fazla şaşırtmış olmalı ki o çekik gözleri birden büyüdü.

    ”Bu doğru mu? yani 1 saniye olayı..” kafamı sallarken gözlerinin içinin nasıl parladığını görebilmiştim.Uzattığı sağ koluna başımı tekrar koyarken Shin cebinden çıkardığı kulaklığın tekini bana uzattı ve diğerini de kulağına taktı.
    ”Seninle dinlediğimiz ilk şarkı..Ben bu şarkıyı ne zaman dinlesem huzur doluyor içim. Tıpkı sana benziyor. Senin gibi beni mutlu ediyor.Senin gibi farklı ve sadece seni sevdiğim gibi seviyorum bu şarkıyı.Bu şarkıyı her dinlediğimde aklıma bir tek sen geliyorsun.Bu sebeple sana dinletmek istiyorum. Yani benim için önemini bil istedim. Bu yüzden iyi dinle olur mu?” dedi gülümseyerek. Bende aynı şekilde ona gülümseyerek onaylar şekilde kafamı hafif sallayarak şarkının başlamasını bekledim.

    ‘Dalıyorsun ,hipnotize oluyorsun.
    Aklından hiçbir şey çıkmıyor.
    Ama gitmeyecek
    Bütün bunları ümitsizlikten çıkmak için yapıyorsun,
    Bunların sayesinde ayrılığın alt aşamasına giriyorsun.’

    Gözlerim kapalı ,onun kolunda şarkıyı dinledik.EVET BU BİR AYRILIK ŞARKISIYDI,BİZİM ŞARKIMIZ BİR AYRILIK ŞARKISIYDI..

    Bu şarkıyı dinlediğimde daha önce gördüğüm rüyanın benzeri olduğunu hatırlayınca gözlerimi birden açtım.Evet aynen böyleydi..Ben Shin ‘in kolları arasında uzanırken Shin plaktan bir şarkı açmıştı.Rüyamda şarkıyı dinleyememiştim ,dinlesem de hatırlamazdım ama bu olayı rüyamda yaşamış olmam bir kez daha şaşırmama neden olmuştu. O gerçekten inanılmaz biri benim için..Hayallerimi bana yaşatan bir insan .Rüyalarımın baş rolü bu adam ,ömrümün sonuna kadar seveceğim tek varlıktı.

    ”Bunu rüyamda yaşamıştım ..” dedim Shin’e bakarak.Onun söylediği sözler ise beni daha çok şaşırtmıştı.
    ”Bende seni rüyalarımda hep görüyordum.” -Ciddi misin?- diyen bakışlarımı atmıştım Shin’e.
    ”Bir şey sormalıyım Shin.. ‘Karanlık rüyalarımda beni çağırıyor ,aydınlıkta kalmalıyım’ ,derken benden mi söz ediyordun?”
    ”Bunu nereden biliyorsun ??” dedi Shin gözlerini büyüterek.
    ”Öyle olmalı..” dedim ve tekrar gözlerimi kapadım.

    LEE SHİN ‘İN AĞZINDAN

    He jin ‘in haklılığı karşısında söyleyecek söz bulamazken içimden ona şunları söylemiştim.
    (Öyle bile olsa şimdi senin yanındayım.Ve bence en doğru yerdeyim.Senin yolun karanlık bile olsa sana yine gelirdim He jin..Seni yine severdim..)

    YAZARIN AĞZINDAN

    Şarkı bittiğinde He jin kulaklığı çıkarıp ayağa kalktı.
    Shin’in :”Nereye gidiyorsun?” sorusuna He jin bir şey demeden yürümeye devam etti.
    Shin He jin ‘in ne yapmaya çalıştığını anlamak için uğraşırken He jin ‘in peşinden o da yürümeye başladı.He jin nehrin üzerindeki köprüde durup akıntıya kulak verdi .Gözlerini kapatarak temiz bir nefes aldı.Kollarını iki yana açıp kendini rüzgarın kollarına bıraktı.Rüzgar He jin ‘in dengesiyle oyun oynasa da He jin bu durumdan şikayetçi değildi ,o da tam olarak bunu istiyordu nede olsa.Shin hala He jin ‘e şaşkınlıkla baksa da sessizliği bozmak istememişti.He jin ‘i huzursuz eden bir şeylerin olduğunu hissetmişti Shin .Yinede bunun ne olduğunu hakkında en ufak bir fikri bile yoktu.He jin nihayet gözlerini açarken Shin ‘e dönerek parmağındaki yüzüğü gösterip :

    ” Bunu okulda takamam Shin..” dedi karalı ses tonuyla.
    Shin -Neden?- der gibi bakışlarını atarken He jin ‘e ,He jin tekrar söze girdi:
    ”Kendimi henüz buna hazır hissetmiyorum.Yani herkesin ilişkimizi bilmesine..Çünkü …”
    ”Çünkü ne?!” dedi Shin biraz sinirli biraz üzgün ses tonuyla.
    ”Çünkü herkes benim Sizi ayıran bir pislik olduğumu düşünecek..,buna hazır değilim.”
    ”Öyle olmadığını ikimizde biliyoruz.Ben seni ne olursa olsun koruyacağım. Hem nereden çıktı şimdi bu?”Tebessümle konuşmaya devam ettim:

    ”Bizim bilmemiz diğerlerinin inanmasını gerektirmiyor.Herkes işine gelene inanıyor .Bu ilişkimizde açacağımız bir yara olabilir ben sadece bunun önüne geçmek istiyorum.Beni anlamalısın Shin..lütfen..” sözlerime karşılık bir süre sessiz kalan Shin sonunda kafasını onaylar şekilde sallayıp nehrin akıntısını izledi. Aklındansa sadece He jin ‘i üzen kişiyi bir an önce bulması gerektiği geçiyordu.Biliyordu ki He jin böyle bir şey yapmazdı. Onu muhakkak engelleyen bir şey ,biri vardı.Ve bir an önce bunu bulmalıydı.Fakat şimdilik Lee Shin ‘de sessiz kalacaktı.
    Shin yine He jin ‘i bırakıyordu evine.Bu Shin ‘e büyük mutluluk veriyordu.Çünkü onunla daha çok zaman geçiriyordu..Evlerinin önüne geldiğinde ikisi de duraksadı.Tuttukları ellerini bırakıp birbirlerine döndüler. Shin sevdiğinin yanağına küçük bir öpücük kondururken He jin:

    ”Bugün için teşekkür ederim Shin.Benim için çok önemli bir gündü.Ve teklifin gerçekten çok güzeldi.Teklifte büyük bir potansiyele sahip olduğunu gördüm , bunun gibi nice tekliflerde senden daha büyük şeyler bekleyeceğim unutma^^ ” dedim gülümseyerek.Şaka yapmıştım ama o sanırım ciddiye almıştı.
    ”Tüm tekliflerimi kabul ettiğin sürece bundan daha güzelini yapabilirim..” dedi.
    Gülümseyerek yanağından öperken kulağına uzanıp :
    ”Bundan daha güzeli olamazdı” diyerek ondan ayrıldım.Elimdeki büyük poşeti bana uzattı.Poşetteki büyük kutunun içinde bugünkü sürprizinin eşyaları vardı.Tekrar teşekkür ederek evime girdim.Odama girip yatağıma uzandım yorgunluğu atmak için.
    ”Ah,, gerçekten harika bir gündü..” dedim yüzümdeki tatminlik ifadesiyle.

    Üzerimi değişip dişlerimi fırçalarken gözlerim parmağımdaki yüzüğe ilişti.Onu okulda takmayı o kadar çok istiyordum ki..Fakat buna Yoon Su engel oluyordu.Ne olursa olsun onun gözleri önünde bu kadarını yapamazdım.Çünkü onun nasıl tehlikeli biri olduğunu hissedebiliyordum.Bizim mutluluğumuza engel olabilirdi her şey.Bundan sonra adımımı daha dikkatli atmamda yarar vardı.Çünkü bizi tanıyan diğer insanların tepkisi daha büyük olabilirdi.

    LEE SHİN’İN AĞZINDAN

    Eve geldiğimde doğrudan odama girip kendimi yatağa attım.He jin ile olanları düşündüm bir süre..Yokluğundaki her dakika onu çok özlüyordum.Yüzümdeki gülümsemeyle çekmecemdeki fotoğraf makinesini çıkarıp He jin ile çekildiğimiz fotoğraflara bakıyordum. O sırada bir fotoğrafta takılı kalarak sadece He jin ‘i düşündüm .Yüzük konusunda neden böyle davrandığını kesinlikle çözmeliyim.O yüzüğü bu kadar çok takmak isterken nasıl oldu da böyle bir şey diyebildi,anlayamıyorum..

    HE JİN’İN AĞZINDAN

    Elimi yüzümü de yıkayıp kurulandıktan sonra odama geçip yatağıma uzandım.Parmağımdaki yüzüğe uzun uzun bakıp Shin ‘i ilk gördüğüm andan bugüne kadar geçen her olayı,yaşadığımız tüm anıları düşündüm.Aslında düşününce çok uzun bir yol katetmiştim.
    Geceyi düşüncelerle geçirirken rüyamda Shin ‘i görmeyi umud ediyordum.
    Sabah uyandığımda ne Shin ‘i görmüştüm ne de hatırlayabilmiştim rüyamı. Hazırlanıp tam çıkacakken parmağımdaki yüzüğe tekrar baktım ve yüzüğü yavaşça parmağımdan çıkardım.Bunu Shin taktığı için çok önemliydi benim için ve asla çıkarmak istemezdim ama Shin ‘in varlığı benim için daha önemliydi bu yüzden sırf o taktı diye çıkarmamazlık edemezdim.Gece uzun uzun düşünmeye vaktim olmuştu zaten. Yoon Su şu şaatten sonra tehlikeli olabilirdi ,önlemimi her türlü almalıyım.Okula vardığımda kartı gösterip görevlilere selam vererek içeri girdim.Yüzümdeki gülümseme Shin ile beraber gelmişti .Ona doğru yaklaşırken ikimizin birden duyduğumuz ses bakışlarımızı başka yöne yöne çevirmemize neden olmuştu.

    ”Tüm öğrencilerin dikkatine ,bugün…”

    Toplam 5 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345